Gaziantep Medikal ürünler malzemeler Hekimmed
Ukkaşe Hazretleri

Ukkaşe Hazretleri

Türbesi bugün Gaziantep Danacık Köyünde bulunan Hz. Ukkaşe’nin asıl adı Ukkaşe b. Mihsan el-Esedi (r.a.)’dır. Hazreti Ukkaşe, kimi zaman Ökkaşe ve Ökkeşiye Hazretleri olarak da anılmaktadır.Hz. Ukkaşe ashabın ileri gelenlerindendir. Hicrete katılmış; Bedir, Uhud ve Hendek Savaşlarında bulunmuştur. Bedir Savaşı’nda kılıcının kırılması üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v) ona bir hurma dalı vermiştir ve bu hurma dalını kılıç yerine kullanmıştır. Hz. Ukkaşe hayatı boyunca İslam Dinine hizmet etmiş ve yılmadan mücadelelerde bulunmuş bir sahabedir.

Hz. Ukkaşe, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in cennet ehlinden olması için dua ettiği ve yaşarken cennetle müjdelenen sahabelerden olma şerefine nail olmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir gün; “Ümmetimden yetmiş bin kişi tertemiz olarak cennete girecektir” diye buyurmuşlardır. Hz. Ukkaşe de; “Ey Allah’ın elçisi Allah’a dua et de ben onlardan olayım.” demiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de “Sen onlardansın.” diyerek Hz Ukkaşe’yi cennet ile müjdelemiştir.Ayrıca Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e olan sevgisinden dolayı Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in iki kürek kemiğinin arasında bulunan peygamberlik mührünü gören ve öpen tek sahabedir.

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v), Fetih Suresi nazil olunca dünya hayatının sonlarına geldiğini anlamıştır.  Kendisi, Cebrail (a.s)’e: “Ey Cebrail öleceğimi anladım.” demiştir. Cebrail (a.s) da, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e: “Senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır, Rabbin sana (istediğini) verecek sen de razı olacaksın.” (Duha:4-5) demiştir. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v) müezzini Bilal-ı Habeşi’ye, insanları cemaatle namaz kılmak ve onlardan helallik istemek üzere toplanmaları için çağırmasını emretmiştir.

Bütün Muhacir ve Ensar bu çağrıya cevap vererek Mescid-i Nebi’de toplandı. Peygamber Efendimiz (s.a.v) onlara namaz kıldırdıktan sonra minbere çıktı ve orada bulunan insanlara hitap etti. Orada bulunanlara nasıl bir peygamber olduğunu sordu. Orada bulunanlarda Peygamber Efendimiz (s.a.v) hakkında oldukça güzel olan düşüncelerini dile getirdiler. Bunun üzerine Efendimiz sahabelerinden helallik istedi.

“Ey Müslümanlar! Boynuzsuz koçun boynuzlu koçtan hakkını isteyeceği o dehşetli günde hesaplaşmamak için şimdi kimin üzerinde hakkım varsa ve kimin bende hakkı varsa söylesin. Şimdi hesaplaşmak isterim.” dedi. Bu isteğini üç kere tekrarladıktan sonra Hz. Ukkaşe sahabenin arasından ayağa kalkarak ilerledi ve Efendimiz’in önüne gelerek şunları söyledi:

“Anam babam sana feda olsun ya Allah’ın Elçisi, eğer ısrar etmeseydin sana söylemeyecektim; fakat ısrar etmen üzerine sana söylemek istedim. Bir savaş sonrası ben sizin devenizin yanına yaklaştığım sırada sırtımdan kırbaç yemiştim. Devenizi kırbaçlamak isterken bana vurmuştunuz.” dedi.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) de bunun yanlışlıkla olduğunu ama yine de bunun bir hak olduğunu belirtti. Bilal-ı Habeşi’yi evine gönderdi ve o kırbacı, kızı Hz. Fatıma’dan alarak mescide getirmesini istedi. Bunun üzerine Bilal-ı Habeşi kırbacı getirip Efendimiz’e verince Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer hemen ayağa kalkarak:

– “Ey Ukkaşe! İşte önündeyiz Hakkını bizden al. Peygamberden alma!” deyince Peygamber Efendimiz (s.a.v):

– “Ey Ebubekir, Ey Ömer, yerlerinize oturun. Şüphesiz ki Yüce Allah (c.c.) sizin bu iyi niyetinizi mükafatsız bırakmayacaktır.” dedi.

Bunun üzerine Hz. Ali ayağa kalkarak:

– Benim hayatım Allah’ın elçisinin hayatının önündedir. İşte sırtım ve karnım nereye ne kadar vurmak istersen vur.

– “Ey Ali, otur yerine! Yüce Allah (c.c.) senin bu iyi niyetini mükafatsız bırakmayacaktır.” dedi.

Bundan sonra da Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin atılarak:

– Ey Ukkaşe, biliyorsun ki biz Allah Resulünün torunlarıyız, hakkını bizden aldığında O’ndan almış sayılırsın. Ne olur bize vur?” dediler. Peygamber Efendimiz (sav) onlara da:

– “Yerlerinize oturun, ey benim göz bebeğim torunlarım” dedi.

Sonra Peygamber Efendimiz (s.a.v) Ukkaşe’ye dönüp

– “Ey Ukkaşe! Vuracaksan vur!” deyince Ukkaşe:

-“Ey Allah’ın Resulü!” dedi. “Siz bana vurduğunuzda ben çıplaktım. Şimdi ben de size vururken çıplak olmanız gerekmez mi diye sordu ve sizin de çıplak kalmanızı rica ediyorum.”

Peygamber Efendimiz (s.a.v) hiç duraksamadan elbisesini çıkardı ve “Buyur, hiç çekinmeden dilediğin kadar vur.” dedi.

Bu sırada Müslümanlar yüksek sesle ağlıyorlardı ve Hz. Ukkaşe hızla Efendimiz’in peygamberlik mührünü öptü ve şunları söyledi:

“Anam babam sana feda olsun. Kim sana kıyabilir? Benim amacım senin mübarek vücudunu öperek senin yüzün suyun hürmetine Rabbimin rızasını kazanmak ve Cehennem azabından kurtulmaktır.”

Bunun üzerine Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v):

– Ya hakkını alman için gerekeni yap ya da affet, deyince Hz. Ukkaşe:

– “Kıyamet gününde Allah’ın beni affetmesini umarak sizi affediyorum.” dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v):

– “Kim cennetteki arkadaşımı görmek isterse bu adama baksın.” dedi.

Tüm günahları işlemeden affedilmiş olan Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in bu kadar dikkat ettiği bir husus olan kul hakkına layıkıyla dikkat etmemiz dileğiyle…

Koordinat




Paylaş:

Yorumlar (0)

Yorum Bırak